13.11.2015

Diyanet İşleri Başkanı Görmez’den Yeniden Göreve Başlama Mesajı

 

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.

Bizlere Din-i Mübin-i İslâm’a, aziz milletimize, gönül coğrafyamıza, âlem-i İslâm’a ve bütün insanlığa hizmet etme şerefini bir dönem daha bahşeden Yüce Rabbimize nihayetsiz hamd ü senalar olsun!

Ümmeti olmakla şerefyab olduğumuz Hatemü’l-Enbiya Resûl-i Ekrem Muhammed Mustafa (sas) başta olmak üzere Cenab-ı Hakk’ın dinini insanlara tebliğ eden, rahmet mesajını örnek hayatlarında gösteren ve böylece insanlığın yolunu aydınlatan bütün peygamberlere sonsuz salat ve selam olsun!

5 yıldır deruhte etmekte olduğum Diyanet İşleri Başkanlığı görevi, 11.11.2015 tarihi itibariyle yeniden bir dönem daha uhdeme verilmiş bulunmaktadır. Öncelikle mesuliyeti çok ağır, ancak şerefi çok büyük olan bu vazifeye şahsımı layık gören, bizlere güven ve itimat duyan herkese en kalbî şükranlarımı arz ederim. 5 yıl boyunca bizimle birlikte gece gündüz demeden aşk ve heyecanla koşturan ülkemizin en ücra köşesinde görev yapan mihrap görevlimizden dünyanın en uzak coğrafyasında yüce dinimiz İslâm’a hizmet eden din gönüllüsü kardeşlerime kadar herkese teşekkür ederim. Yeni dönemde de Yüce Rabbimden en büyük dua ve niyazım bir an olsun istikametten ayırmamasıdır. Yardım ve desteğini üzerimizden eksik etmemesidir. Sevdiği ve hoşnut olduğu işleri yaparak rızasını kazanabilmektir.  

Bu vesileyle kuruluşundan günümüze kadar Diyanet İşleri Başkanlığı görevini ifa eden bütün Başkanlarımızı rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyor; ülkemizin her köşesinde, yeryüzünün her sathında kalbini ve zihnini İslâm’ın rahmet mesajlarına açmış ve adamış teşkilat mensuplarımızı, tarih boyunca ve günümüzde İslâm coğrafyasının aklı ve kalbi olma hüviyetini hiç elden bırakmayan aziz milletimizi, yurt dışındaki millet varlığımızı, gönül coğrafyamızı, umutlarını bizlere bağlayan mağdur ve mazlum din kardeşlerimizi ve dünyadaki bütün Müslümanları hürmet ve muhabbetle selâmlıyorum.

Diyanet İşleri Başkanlığı son yıllarda, ülke sınırlarını aşarak küresel ölçekte hizmet sunan uluslararası bir kurum hâline gelmiştir. Avrupa’dan Amerika’ya, Balkanlardan Orta Asya’ya, Afrika’dan Latin Amerika ve Karayip Adalarına, Uzak Doğu’dan Pasifik-Asya ve Avustralya’ya kadar dünyadaki bütün Müslümanlarla temasa geçmiştir. Din hizmetleri, din eğitimi ve dini yayınlar başta olmak üzere birçok alanda işbirliği imkânlarını geliştirmiştir. Başkanlığın, ülkemizde ve uluslararası alanda görünürlüğü, itibarı ve önemi artmıştır.

Diyanet İşleri Başkanlığı günümüzde sadece ülkemizi ve milletimizi değil, İslâm dünyasını hatta insanlığı ilgilendiren temel sorunlarla ilgilenmeye başlamıştır. Milletçe birlik, beraberlik ve kardeşliği tesis etme yolunda pek çok hizmet ve proje gerçekleştirmiş, toplumsal sorunları din hizmetlerinin ayrılmaz bir parçası olarak görmüştür. İki asırdır devam eden ve belki de tarihin en zorlu süreçlerinden birini son yıllarda yaşayan İslâm coğrafyasında yeniden barış, huzur ve kardeşlik ortamının tesis edilmesi için inisiyatif almış, sorumluluk ve rol üstlenmiştir. Ayrıca günümüzde tüm insanlığı kuşatan şiddet ve terör, nefret ve düşmanlık, ırkçılık ve ayrımcılık, işgal ve sömürgecilik ve bunlara bağlı zorunlu göç, açlık ve yoksulluk, haksızlık ve adaletsizlik, çevre ve tabiatı hoyratça kullanmak gibi sorunlarla mücadele etmiş, bir farkındalık ve bilinç oluşturabilmek için gayret sarfetmiştir. Bütün bunlar Başkanlıktan yeni talep ve beklentilerin oluşmasına zemin hazırlamış, Başkanlığın umut olarak görülmesine neden olmuştur.

Bu perspektiften hareketle Diyanet Camiası olarak gerek ülkemiz, gerek bölgemiz ve gerekse dünyada cereyan eden hadiseler sebebiyle bugün bizlere dünden daha büyük sorumluluklar düşmektedir. Unutmayalım ki bizler, mihrap ve minberde Sevgili Peygamberimizin (sas) emanetini yüklenmiş bulunmaktayız. Diyanet İşleri Başkanı olarak kendi nefsim başta olmak üzere Diyanet teşkilatında görev yapan herkesin artan mesuliyetleri daha derinden hissetmesi ve değişen görev tanımlarını idrak etmesi; aşkını, heyecanını, bilgisini, görgüsünü, ilmini, irfanını sürekli yenilemesi, ilişkilerini, itibarını ve örnekliğini yeniden gözden geçirmesi bir zorunluluktur. Zira İslam dünyası belki de tarihin hiçbir döneminde bugün olduğu kadar ülkemize ve Başkanlığımızın sınırları aşan hizmetlerine ihtiyaç duymamıştır. Bugün İslâm, dünya ölçeğinde çok ağır tazyik ve saldırılara muhatap olarak varlığını sürdürmektedir. İslâm karşıtı söylemlerin dünya çapında ürettiği algılar ve bütün Müslümanları muhasara altına almaya çalışan haksız müdahaleleri kadar, İslâm dünyasında ortaya çıkan nevzuhur hareketlerin hepimizi içeriden yaralayan cebir ve şiddetleri üzerinde önemle durmamız gerekmektedir. Farklı dünyaların ürettiği algıların kaynaklarına odaklanmak, varlığımızdan huzursuzluk duyan İslamofobinin sadece nedenlerini öğrenmekle yetinmemek, endişe ve kaygılarını gidermek, haddi aşan eleştiri ve saldırılarıyla usulünce mücadele etmek, aynı zamanda kendi bünyemizde var olan manevi hastalıklar sebebiyle ortaya çıkan kimi sorunlu dini anlayış ve yapıları da cesaretle masaya yatırmak, bütün bu problemleri çözmek için de samimiyetle gayret göstermek zorundayız.

En önemli vazifemiz, hem bu dünyada hem de ahirette ebedi kurtuluş ve saadete erebilmek için Din-i Mübin-i İslâm’ın rahmet çağrısıyla günümüz insanını buluşturma yolunda var gücümüzle çalışmaktır. Her zaman olduğu gibi bugün de niyet ve gayretlerimize yön veren, duygu ve düşüncelerimizin beslendiği en temel kaynak hiç şüphesiz Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamberin (sas) Sünnet-i Seniyyesidir. Din hizmetlerinde metodumuz, Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamberin (sas) rehberliği ve çağlarüstü örnekliği ışığında, İslâm kültür ve medeniyetinin zengin bilgi mirası ve engin tecrübesi eşliğinde, insanlığın kazanımlarını, çağımızın gelişen ve değişen şartlarını dikkate almaktır. Tarih boyunca Müslümanların çoğunluğunun benimsediği İslâm’ın ana yolunu takip etmektir. İslâm’ın doğru anlaşılması ve doğru yorumlanması için çaba göstermektir. Sahih dini bilgiye ulaşma ve sahip çıkma çabasını hiç elden bırakmadan “İslâm, Allah’ın emirlerine saygı ve tazim göstermek, Allah’ın tüm mahlukatına karşı da şefkat ve merhametle muamele etmektir” anlayışını hayatımızda yaşayarak göstermektir. Hedefimiz, ayrıştırıcı ve ayrılıkçı düşüncelerden uzak bir şekilde toplumun her kesimine ulaşmaktır. Farklılıklarımızın çatışma nedeni değil, zenginleşme fırsatı olarak görülmesi için çalışmalar yapmaktır. Ülkemizin her köşesinde, mabetlerinde, mihraplarında, minberlerinde, kürsülerinde, şerefelerinde asırlarca ilahi rahmet çağrısının yankılandığı bu topraklarda dinin rahmet iklimini ulaştıramadığımız hiç kimse bırakmamaktır. Dinin diriltici nefesini ve mesajını hayatla buluşturmaktır.

Bu duygu ve düşüncelerle yeni dönemin ülkemiz, milletimiz, yurt dışındaki millet varlığımız, gönül coğrafyamız, İslâm dünyası ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını Yüce Rabbimden niyaz ediyorum. Bu uğurda olanca gücümüzle çalışırken, Diyanet Teşkilatı olarak Cenâb-ı Hakk’ın inayetinin hep bizimle birlikte olmasını, tevfikini refik etmesini, bizi mahcup ve pişman etmemesini diliyorum.

Prof. Dr. Mehmet GÖRMEZ

Diyanet İşleri Başkanı